mürekkepyurekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mürekkepyurekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2011 Cuma

23:23


23:26
Çok düşünmeli miyim yoksa aklımdan geçenleri direkt yazmalı mıyım sana, bilmiyorum.

23:41
Parmaklarım klavyenin tuşlarında, öylece donup kalmışım. Her ikisini de yapmanın zaman aldığını görüyorum boş sayfada. Demek, sözün bittiği yermişsin. Bitişin başladığı yer...

23:43
Aklıma ne geldi biliyor musun? Bilmiyorsun. Hatta şuan seni düşleyen biri olup olmadığını da bilmiyorsun. Arkanı döndüğünde yumuşak adımlarla giriyorum dünyana, sen gözlerini kapatıyorsun, ben; senden faydalanıyorum. Sahibi görmeden bahçedeki meyva ağacını yağmalayan çocuklar gibi. Gizli gizli... Eli yüzü bulaşık, her an topuklamaya bağışık...

23:46
Az önce aklıma neyin geldiğini unuttum. Ama farketmiyor başka birşeyi düşünüyorum şuan. Islık çalıyorsun telefonun diğer ucunda. -Depresif- diyorsun -Depresif, önce hangi hastayı ameliyata alsam? Ahmet, Zeki, Mustafa...-

23:51
Farkındayım, gereksiz bir ayrıntıydı aklıma gelen. Hep en ufakları düşünebiliyorum. Devasa olanlara yetemiyorum. Bir süre daha kalsınlar şuracıkta.(Kalbimi gösterdim, hissettin mi?)

23:52
Tam bir dakika önce, elimi bastırdım ya sol göğsüme. Tanrım! Ben seni ne çok özlemişim öyle. Sanki kader çizgilerimde hissettim yokluğunu. Çok da uzun sayılmayan bir ömrün tam orta yerinde, kocaman bir hortum gibi yokluğun. Uuu gençliğim ürperdi bir an.

23:55
Yelkovan ne kadar da yavaş, sen yanımdayken de böyle miydi?

23:59
Birazdan Çok kötü bir şey olacak, Tam 1 dakika sonra!

00:00
560 ! Yazıyla yazayım, beşyüzaltmış! Yüzünü görmeyeli tam beşyüzaltmış gün. Dile kolay, bir de sana kolay...

00:23
Yirmiüç dakika sürdü, aradan bir günün daha geçmiş olmasını algılamam. Belki bu sarışın olmamın verdiği bir aksama, ama sen severdin saçlarımı. En ufak değişikliği bile farkederdin. Akıllı adamdın! Belki de ondan sevmedin, sevemedin beni...

00:26
Saçım dedim, aklıma ellerin geldi. Saçımı okşamıştın, ondan dolayı. Yoksa şaraptan mı sandın sen?

00:34
Ellerin dedim. Ellerin...

00:53
Sigara yaktım, içmeme kızardın ama yaktım yine de. Neden bilmiyorum ama, içimde bir yeri acıtasım geliyor. Bu yüzden, belki mazoşist diyeceksin ama başka bir zarar vermeliyim kendime sanki. Bu benim, kendi kendime keşfettiğim bir tedavi şekli. Belki sen o şifalı parmaklarınla bir el atsaydın, buna hiç gerek kalmayacaktı. Belki yeşilaycı bile olabilirdim.

00:55
Şimdi hangi şehirdesin? Bunu öğrenmeye hiç cesaret edemedim ve sanırım hiçbir zaman edemeyeceğim!

00:58
Hangi kadının kollarındasın? İsmi ne? Kaç yaşında? Yoo yo! Bilmemek en iyisi, bu beni terörist yapabilir... Bir şehri komple yağmalayabilirim. Güzel yurdum bütünüyle kalsın, ben içimde bölünerek çoğalırım.

01:01
Saat böyle olunca şey derler ya -sevgilin seni düşünüyor- Ah insan oğlu! Sevdiğinin seni her saat başı düşündüğünü ummak, ne büyük bir iyimserlik! Ağlamak istiyorum.

01:25
Sevgili, şu çalan şarkı beni sana zorluyor. Ama çok kararlıyım 217 gündür elim telefona hiç gitmiyor!

01:32
Bana montumu uzatmıştın kalkarken. Ayağın aksıyordu, üç gün önce maça gitmiştin. Hoş şeyler, bunları anımsamak içimde ekvator etkisi yaratıyor...

01:33
Biliyor musun? Ben ilk kez birinin ağzına dayadığı şişeden su içtim... Bu benim için önemliydi...

01:36
Bak, şimdi sana asla bilemeyeceğin birşey söyliyeceğim. Asla ve asla hatırlamayacağın, senin için 1 saniyeden ibaret bir anını dondurdum. İlginç ama 560gündür onunla yaşıyorum. Hayat, çok tuhaf! Sen hiç hatırlamıyorsun, ben hiç hatırımdan çıkarmıyorum...

01:42
Seni, beni sevmemekle suçlamayacağım. Bence bu dünyada en iyi ben terkedilirdim!


01:46
Belleğim beni kaldıramayacağım bir ton anıya doğru sürüklüyor. Anımsadıkça dahası geliyor. İnsanın, ömründe beş saat gördüğü bir adam için bu kadar fazla şey hatırlaması, bu kadar anıya sahip olması... Bu da bir oyun olsa gerek...

01:59
Gitmeliyim, korkuyorum!

02:02
Umarım beni düşlüyorsundur...


-Zasta-







6 Temmuz 2011 Çarşamba

İki satır...

Haklı olduklarımın üstünden çok zaman geçti,
Unutmak; gel-gitlerin çokça olduğu bir yanılgıdır demiştin, henüz anlıyorum...

-Zasta-

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Siyah kutu...


Bazen, herkesden çok cesaretliyiz yürekliyiz ya hani...

Saatlerdir karşımda duran minik bir kutu...
Uzun uzun bakıyorum, arada kaçırıp gözlerimi,
Sanki yapışacak yakama
-Hadi al!
Diye bağıracak...
-Aç beni!

Bazen anılar, anıyı yaşayanlardan daha çok cesaretli oluyor
Onu anımsamaktan korkan insanların karşısına ulu orta çıkmaktan hiç çekinmiyor...

Ve biz, ayıp bir şey yapıyormuşuz gibi unutmaya çalışarak
Yakalanıyoruz
Bir şarkıya, bir şiire, bir kokuya, bir kutuya...

Bazen, herkesden çok cesaretliyiz yürekliyiz ya hani...
...
...

-Zasta-

6 Mayıs 2011 Cuma

Bana elini ver


Fazla uzun sürmez vedalar, gri boyalı hastane odalarında
Pek kalmaz sıcaklığı bedeninin kırışık, beyaz çarşaflarda...
Bakışlar kısa sürelidir,
Bir insanın kendi sesi kendine ne kadar yabancı gelebilecekse,
O kadar ecnebidir kelimeler işte.
İçinde bastırmaya çok da çaba sarfetmediğin, kendiliğinden münzevi çığlıklar, haykırışlar...
Ölümle yaşam arasındaki o çizginin en belirgin ve tezat bir şekilde en silik olduğu bu hastane koridorlarında...
Gri bir beton soğukluğunda atmosfere karışıyor nefesim...
Uzanıyorum bulutlara
Bana yaşam ver Tanrım...

Bana elini ver...

-Zasta-