oksitlenmişcümleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oksitlenmişcümleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2011 Salı

Azat buzat beni ahirette gözet!


Bilmiyorum, hangisinden başlayayım anlatmaya

Herşey eksik gibi...


-Tamamlanmamıştık ki yarım kalasın- diyeceksin belki ama,

Hissettiğim şey tam olarak yarım kalmak değil aslında. Bütünüm ama çatlak heryanım.

Öyle bir çarpıp gittin ki yüreğimin kapısını...

O anda, yitirdim aşka olan tüm inancımı.


Hataydı belki,

İnanmak hata...


Ve bazı hataların bedeli büyük olur dostum Zasta,

Tahmin etmen gerekirdi...

Gardını düşürmemen gerekirdi...

Şimdi yenilgini kutlaman gerek, aç göğüs kafesini!

Şimdiye kadar çok dedim, sana da derim

Azat buzat beni ahirette gözet!


-Zasta-

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Gönderemediğim mektuplar


Sevgilim;
Aylardan beri biriktirdiğim cümleleri tutamıyorum artık avuçlarımda. Kendimi zapdetmek boşa bir çaba. Ne zaman sana dolsam, sızıveriyor yüreğim bulduğu en kuytu çatlaktan...
Sol yanımın boşluğuyla uyanıyorum sabahları, yokluğunla karşı karşıya kaldığımda cereyan yapıyor, üşüyorum. Tarifsiz...
Kalemi kağıdı elime alamıyorum bayadır. Bu yüzden; bu soğuk ve gürültülü klavye tuşlarından anlatmaya çalışacağım sana derdimi. Silemediğim izleri...
Geçen akşam evinin önünden geçtim, belki de kaç yıl sonra ilk kez... Yüksek ve bol ışıklı binalardan seçemedim, hangisindesin? Ya da hala orada mısın? O rengarenk ışıkların gözlerimin önünde nasıl buğulandığına şahit oldum. Buzlu bir camın ardın bakmak gibi... O hasret dolu ıslaklıktan bir tanesi daha bir cesaretli olmuş olacak ki atı verdi kendini göz çukurumdan... Netleşti bir anda herşey, kareler gelip geçti hızla beynimden ve bir tarih takılı kaldı uçurumda, atamadım...
Çok da soğuk olmayan bir sonbahar akşamıydı... Tek hatırladığım (ya da öyle hatırlamak istediğim) sıradan bir mesaj sesiydi.
Sonrası yok...

O günden beri film şeridimdeki o kopuk sahneyi bulmaya hiç uğraşmadım.
Sustum yalnızca...
Dağınık kalmalı herşey, böyle daha az görürüm kanayan yanlarımı...

Hasretle...


-Zasta-

6 Mayıs 2011 Cuma

Bana elini ver


Fazla uzun sürmez vedalar, gri boyalı hastane odalarında
Pek kalmaz sıcaklığı bedeninin kırışık, beyaz çarşaflarda...
Bakışlar kısa sürelidir,
Bir insanın kendi sesi kendine ne kadar yabancı gelebilecekse,
O kadar ecnebidir kelimeler işte.
İçinde bastırmaya çok da çaba sarfetmediğin, kendiliğinden münzevi çığlıklar, haykırışlar...
Ölümle yaşam arasındaki o çizginin en belirgin ve tezat bir şekilde en silik olduğu bu hastane koridorlarında...
Gri bir beton soğukluğunda atmosfere karışıyor nefesim...
Uzanıyorum bulutlara
Bana yaşam ver Tanrım...

Bana elini ver...

-Zasta-